İZCİ ATEŞİNDE KÖMÜR OLMAK
Yazımın temelinde şu soru var: Türkiye'de izcilik neden bu kadar yanlış öğrenilmiş ve öğretilmiş? Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendiğinde, diğer düğmeleri de yanlış iliklenirmiş. Ben gömlekte kalan son düğmeyi geçirecek iliği bulamayınca, o iliği aramak için sırtına çantasını vurup yola koyulan izcilerdenim. Derviş misali döküldüm Türe Yolu'na, hiçbir fiziki menzil hesap etmeden. Zira bu yolun menzilinde, izcilik ateşiyle iyice pişen ve en nihayet yanarak o ateşe kömür olan/olacak kendini bulursun. O zaman çektiğin cefa, verdiğin emek, harcadığın çaba bir anlam kazanıyor. Yoksa yok!
***
Ara sıra elime geçtikçe izcilik anılarının derlendiği kitaplara göz atıyorum: Geceyarısı kamptan kaçan izciler olmuş, hike'ı yanlış yerde yapanlar olmuş, diğer izcilere ait bayrak/flamaları çalmayı marifet, sabaha karşı kamp basmayı önemli iş sananlar olmuş.
Olmaması gereken çok şey olmuş, yaşanmış da, izcilere yeni bir beceri öğretilmemiş, girişimci bir ruh kazandırılmamış, karakter ve kariyer eğitimi yapılmamış, kişisel gelişime ve ahlaka önem verilmemiş, kazadan, belâdan, riskten arınılmamış, kendine ait olmayanı (ç)almak, saklamak meziyetten sayılmış, evrensel izcilik felsefesine hiç değinilmemiş. Her defasında, her kamp ya da törende benzer şeyler tekrarlanmış ve izcilik bunlardan ibaret sanılmış. Derlenmiş anılardan oluşan bu kitaplara bakarsak, bayramdan bayrama, kamptan kampa izci fuları takılmış. Anlatılanlara göre, vur patlasın - çal oynasın eğlenilmiş(!), unutulmaz saçmalıklar - maceralar(!) yaşanmış. Ne güzel değil mi!?
Peki, izciliğin değişmez evrensel erdemleri, izcilik metodu, izci sözü ve izcilik töresine uygun davranmak nerede? Bunları bilmeyen ya da bilmezden gelen izciler kim? Kim bunları kendince değiştirmekte sakınca görmeyen izci liderleri? Kim bu izcimsiler?
Bugün anı sahiplerinin çoğu 40 yaşından büyük. İzcilikle aralarında kalan tek bağ, o günlerden geriye kalan anılar, hatırlanan dört-beş isim, birkaç arma-rozet, fular. Onlara veteran izciler demek istiyorum, -fakat izcilikteki eksik ve yanlış ezberleri o denli çok ki- diyemiyorum.
Sonra, "Neden Türkiye'de izcilik "Hababam Sınıfı Kampta" filminden ileri geçmiyor?" deniliyor. Her ortamda neden İnek Obası sevgiyle(!) anılıyor?
Bence, Türkiye İzcileri gülmeyi, eğlenmeyi, basit anıları abartarak, ballandırarak anlatmayı seviyor da, doğru dürüst izci olmayı beceremiyor galiba. İşin özü bu!
***
Dilerim ki tüm izciler, izcilik ateşinde kömür olabilecek kadar izci kalabilsinler.


Yorumlar
Yorum Gönder